Bırakın Tarihçiler Karar Versin (İngilizceden Türkçe Özet)

Bırakın Tarihçiler Karar Versin (İngilizceden Türkçe Özet)

Prof. Dr. Justin MCCARTHY, Louisville Üniversitesi Öğretim Üyesi

ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 1, Mart-Nisan-Mayıs 2001         

 

Ermeni sorununun incelenmesi uzun zamandan beri milliyetçi amaçlarla yapılmakta bu da tutarsız sonuçlara varılmasına neden olmaktadır.

Ermeni-Müslüman anlaşmazlığının temelinde Rusların emperyalist amaçlarla genişleme siyasetleri vardır. Ermeniler ilk olarak 1790’da ayaklanarak Ruslarla ittifak etmişler ve bundan sonra da Rusların çıkardığı savaşlarda onlara yardımcı olmuşlardır. Rusların uzun yıllar süren Kafkasları işgalleri, Müslüman ahalinin katliamına veya zorla göçüne neden olmuş onların yerine ise Ermeniler iskân edilmiştir. 1900’lerin başlarında yaklaşık 1.400.000 Kafkasyalı Türk veya Müslüman Ruslar tarafından yerlerinden atılmış bunların üçte biri öldürülmüş veya çeşitli nedenlerle ölmüştür. Buna karşılık 125.000 il. 150.000 Ermeni Doğu Anadolu’dan Erivan veya Rusların elindeki Kafkasya’nın diğer bölgelerine göçmüştür.

Osmanlı İmparatorluğundaki Ermeni isyanları için, Balkanlarda ve özellikle Bulgaristan’da çıkarılan isyanlarla aynı taktiğin izlenmesine rağmen, Bulgaristan’ın aksine büyük devletlerin müdahalesi olmadığı için, bu isyanlar başarılı olamamıştır. Başarılı olsalardı, bu bölgede Müslümanlar çoğunlukta olduğu ve arazinin büyük kısmını ellerinde bulundurdukları için, onların kitle halinde bu topraklardan sürülmedikleri ve kısmen katledildikleri görülecekti. Rus hâkimiyeti altındaki Güney Kafkasya’ya giderek talim görmüş Ermeniler 1914 yılı sonlarına doğru geri dönerek isyan hareketlerine katılmışlardır. Bunlardan en başarılısı 1915 Mart’ında başlayan Van isyanI olmuş ve kaçanlar hariç, şehirdeki Müslümanların tamamı katledilmiştir. Bundan sonra Ermeni isyancıları Rus ordularıyla beraber hareket etmişler, onlar ilerledikçe ilerlemişler ve geriledikçe de gerilemişlerdir. Böylelikle Doğu Anadolu’da iki tür savaş olmuştur, Rus ve Osmanlı orduları arasındaki savaş ile yerli Müslümanlar ile Ermeniler arasındaki savaş. Ordular arasındaki savaşta siviller ve düşman askerleri bazen insani muamele görürken Müslümanlar ve Ermeniler arasındaki çatışma acımasız olmuştur.

Gerçekte birçok zorla göç ettirme vardır. Bunlardan en kötüsü Ermenilerin Rus orduları ile birlikte geri çekilmesi suretiyle gerçekleşmiş olanıdır. Bir diğeri ise Osmanlı Hükümetinin düzenlediği zorla göç ettirmedir. Osmanlıların Ermenilerden çekinmek için haklı sebepleri olduğu doğrudur. Diğer yandan Orta-Doğu ve Balkan ihtilaflarında bu tür göç ettirmeler çok eskidir. Ayrıca Osmanlıların, savaş nedeniyle, Ermeni göçmenleri gerektiği gibi koruyamadığı da doğrudur. Bu göç ettirmeleri soykırımı olarak tanımlayanlar göç edenlerden çok sayıda kişinin hayatta kalmasını ve ülkenin batısındaki İzmir, İstanbul ve Edirne gibi şehirlerden göç olmamasını bilmezden gelmektedirler. Soykırımı iddiaları bu gerçekler karşısında geçerli olamaz. Eğer soykırım üzerinde Israr edilecekse o zaman 1915 ve 1916 yıllarındaki Türk ve Kürtlerin katliamı, Ermenilerin 1918’de çekilirken bölgenin başlıca yerleşim bölgelerinde sivilleri öldürmeleri, Kilikya ve Erivan olayları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Ermeni iddiaları incelenirken dikkate alınması gereken ilk husus yalanlar olmalıdır: Bunlardan birincisi Talat Paşa’ya ait olduğu ileri sürülen ve Ermenilerin öldürülmesi talimatını içeren telgraflardır ki bunların sahteliği Ş. Orel ve S. Yüca’nın kitabıyla kanıtlanmıştır.

Savaş sırasında İstanbul’da Amerikan Büyükelçisi olan Morgenthau’un Ermenilerin toptan imhasını hakkındaki iddiaları da doğru değildir. Morgenthau kitabındaki iddiaları Büyükelçi iken Amerikan Dışişlerine bildirmemiştir.

Hitler’in Ermenileri artık kimsenin hatırlamadığına dair sözlerinin doğruluğu da çok şüphelidir. Ancak burada önemli olan, diğer konularda sözlerine güvenilmeyen Hitler’in Ermeniler hususunda ciddiye alınmasıdır. Ermeni yazarlar Doğu Anadolu’daki Ermeni nüfusunu çok abartmalı olarak vermektedir. Bu hususta Ermeni Patrikhanesine atfedilen istatistikler gerçekte Ermeni asıllı bir Fransız yazar tarafından uydurulmuştur.

Diğer yandan söylenmesi gerekenlerin söylenmemesi suretiyle de tarihin çarpıtıldığı haller vardır. Mesela kısa süre önce yeniden basılmış olan, 1916 tarihli “Bryce Raporu”nun aslında bir savaş propagandası malzemesi olduğu yeniden basımı yapanlar belirtilmemiştir. Aynı şekilde Ermeni taraftarı eserlerde Müslümanların uğradığı kayıplar hakkında bilgi yoktur.

Doğru olmayan hususlardan biri de Osmanlıların, Orta Asya’ya giden yolları tıkadıkları için Ermenilerin imhasını istemiş olduklarıdır. Ermeniler bu yollar üzerinde yoğun olarak yaşamamışlardır. Ayrıca Osmanlıların başlıca amacının Özbekistan’a gitmek olduğuna inanmak zordur.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’da kurulan Divan-I Harb’e Ermeniler çok önem vermektedir. Bu mahkeme Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından kurulmuş ve birçok kişiyi çeşitli suçlardan yargılamış ve esas itibariyle Ferit Paşa’nın düşmanlarını hedef almıştır. Böyle bir mahkemenin kararlarına güvenilebilir mi? Buna karşın Ermenilere karşı işlenen suçların failleri bulmak üzere İngilizler tarafından yürütülen ve delil bulunamaması nedeniyle sonuçlanamayan soruşturmalar ihmal edilmiştir.

Son zamanlarda Teşkilat’ı Mahsusa’nın Ermeni katliamlarından sorumlu tutulduğunu görüyoruz. Bu iddiaya kanıt olarak söz konusu teşkilâtın Ermenilerin olduğu bölgelerde bulunması gösteriliyor. Ancak bu teşkilat subayları Anadolu’nun her yerinde olduğuna göre Ermenilerin bulunduğu bölgelerde de olmaları kimseyi şaşırtmamalıdır.

Bir Alman yazar Balkan Savaşı muhacirlerine yer bulmak için Ermenilerin göç ettirildiğini yazmıştır. Ancak bu muhacirlerin hemen hepsi ülkenin Batısına iskân edilmişlerdir.

Ermeni konusunu çalışan bazı bilim adamları çeşitli metotlarla susturulmak istenmişlerdir. Bir profesörün evi bombalanmış, Türkiye Büyükelçisine danışmanlık yaptığı için, bir diğerinin aleyhine basın kampanyası açılmış (Ancak bir profesörün Ermenistan Başkanına danışmanlık yapması kimseyi rahatsız etmemiş), tanınmış Profesör B. Lewis Ermeni soykırımını inkâr ettiği iddiasıyla mahkemeye verilmiştir. Bizzat McCarthy’nin çalıştığı Üniversiteden kovulmasına çalışılmıştır.

Soykırım kavramı o kadar genişletilmek istenmektedir ki soykırımı sözcüğü anlamsız hale gelmektedir. Bu deyimin Türklere karşı kullanılmasının amacI ise siyasi olup Türklerin imajI lekelenmek istenmektedir.

Osmanlı Hükümetinin Ermenileri imha etmeyi öngören bir planı uygulayıp uygulamadığı sorusuna cevap vermek için, birçok Anadolu Müslüman’ının Ermenilere karşı suç işlediklerini, bunlardan bazılarının Osmanlı yetkilileri olduğunu, Osmanlı Hükümetinin 1000’den fazla Müslümancı, Ermenilere karşı işlenenler dahil, savaş suçundan mahkemeye verdiğini, bunlardan bazılarının idam edildiğini kabul etmek gerekir.

Sonuç olarak bu uzun bir emperyalizm hikâyesidir. Milli ayaklanmadır ve etnik çatışmadır. Ancak bir soykırım değildir.

İki tarafta ölmüş ve öldürmüştür. Bu bir soykırımı değildir. Osmanlıların Ermenilerin hayatta kalmasına çalıştıklarını gösteren kanıtlar varsa da kötü planlama, kötü idare ve bazı yerlerde cinayet ve ihmal de vardır. Ama bu da soykırım değildir.

Göç ettirilenlerin çoğunluğu yaşamıştır. Bu soykırım olmadığını gösterir.

Hükümetin hakim olduğu yerlerde ve İstanbul, İzmir ve Edirne’de, Ermeniler göç ettirilmemiş ve saldırıya uğramamıştır. Bu da soykırım olmadığını gösterir.

Neden Türkler işlemedikleri bir cürümle suçlanmaktadırlar? Bir çok Ermeni Türklerin suçlu olduğuna inanmaktadır. Avrupa’da ve Amerika’da buna inanan başkaları da vardır. Gerçeği bilmedikleri sürece bu kişilerin duyguları anlaşılabilir. Ancak soykırımı iddialarını siyasi nedenlerle ileri sürenlerin mazur görülmesi mümkün değildir. Ermeni milliyetçilerinin nihai amacının önce tazminat almak sonra da Doğu Anadolu’yu istemek olduğu bilinmektedir.

Ne yapılabilir? Soykırımı iddialarına karşı yegane cevap tarihi incelemek ve gerçekleri açıklamaktır. Siyasi alandaki hareket ve girişimler Türklerin soykırım yapmadığını dünyaya inandıramaz. Bilimsel çalışmaların arttırılması, arşivlerin açık ve herkes için kolaylıkla kullanılabilir olması ve Üniversite mezunu öğrencilerin Ermeni sorununu incelemelerinin teşvik edilmesi yollarıyla dünya ikna edilebilir.

Türkiye Ermenistan’a bilim adamlarından oluşacak bir ortak komisyon kurulmasını önermeli ve bu Komisyon için, sadece Osmanlı arşivlerinin değil, Ermenistan’ın ve Taşnakların arşivlerinin açılmasını da istemelidir. Böyle bir Komisyon kurulsa da kurulmasa da Ermeni Sorunu’nun incelemesi, sadece tarihi gerçeğin bilinmesi için değil, şerefli bir davranışın gereği olarak devam etmelidir.

Justin Mc Carthy yazısına, Türklerin yeni bir strateji uygulayacağını duyduğunu, buna göre, Türkiye’ye karşı daha anlayışlı davranılmasını sağlamak için, Osmanlıların işlediği suç sebebiyle modern Türkiye’nin kınanamayacağının ileri sürüleceğini, ancak bunun kimseyi tatmin edeceğine inanmadığını, aksine, bunun tazminat ve toprak taleplerini çabuklaştıracağını, diğer yandan, bu gibi düşüncelerin yanlış oldukları için reddedilmesi gerektiğini; Türklerin şerefli insanlar olduğunu, dedeleri için söylenen yalanları kabul etmelerinin şerefli bir davranış olmayacağını belirterek ve bir gün gerçeğin bütün dünya tarafından kabul edileceğine inandığını ifade ederek son vermektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



istanbul travesti Haber |istanbul travesti Bilgi |istanbul travesti |istanbul travesti |travesti | ankara travesti|ankara travestileri |ankara travestiankara travesti